TEMA: Çırağan Caddesi’nde Yapılan Çınar Ağacı Kesimlerine İlişkin Değerlendirme

0
124

TEMA Vakfı, Beşiktaş’taki tarihi Çınar ağaçlarının birçoğunun “Ceratocystis platani” adı verilen mantarın etkisiyle kansere yakalandığını, bu hastalığa karşı kesim dışında bir tedavi olmadığını açıkladı.

TEMA Vakfı, son günlerde İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki Çırağan Caddesi’nde yer alan koruma altındaki 112 adet Çınar ağacına yönelik kesim işlemleri; kamuoyunda önemli bir gündem maddesi haline gelmiştir.

TEMA Vakfı’nın  tüm çalışmaları, bilim ve hukuk temeline dayanmaktadır. Bu nedenle bilimsel inceleme ve hukuki değerlendirmeler tamamlanmadan, Vakıf tarafından herhangi bir konuya ilişkin görüş bildirilmemektedir.

Başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunması için faaliyetlerini yürüten TEMA Vakfı, konuya ilişkin gerçekleştirdiği çalışmaların ardından, kamuoyunu aydınlatmaya yönelik bir açıklama yapma gereği duymuştur.

Yapılan inceleme ve değerlendirmeler aşağıda sunulmuştur.

ÇINAR KANSERİ HASTALIĞI

İstanbul’un Beşiktaş-Çırağan Caddesi’nde yer alan koruma altındaki 112 adet Çınar ağacının, latince adı Ceratocystis platani olan mantarın yol açtığı Çınar kanseri hastalığı sebebiyle kesildiği açıklanmıştır. Bir diğer latin ismi Ceratocystis fimbriata f. sp. platani olarak literatürde yer alan ve sadece Çınar ağaçlarında (Platanus cinsinde) yaşayan bu mantar; canlı ağaçların dokularında, bulaş olmuş ağaçların odununda ve odun talaşlarında bulunmaktadır.[1] Mantar enfeksiyonu çeşitli şekilde ağaçta oluşan dal, gövde veya köklerdeki yaralar aracılığıyla yayıldığı gibi[2] bulaş olmuş toprak suyunun köklerle emilmesi, kuşlar, böcekler ve köklerin birbirine teması ya da yağmur sularından da meydana gelebilmektedir.[3][4] Hızlı bir şekilde üreme ve çoğalma yeteneğine sahiptir. Yayılışı seksüel ya da aseksüel olarak üretilen sporlar ile olur. Sporlar hızla çoğalarak 6-20 günde odunun ksilem dokusunda toprak suyunu ağacın her bir noktasına ulaştıran iletim demetlerinde çoğalmakta ve iletimi engelleyerek zamanla ağacın ölümüne neden olmaktadır. Tek bir enfeksiyonun dahi kansere neden olduğu, yılda 2-2,5 metre ilerleyerek 30-40 santimetre çapındaki bir ağacı 2 yıl içerisinde öldürebileceği bildirilmektedir.[5][6] Toprakta hastalıklı kökler ve bulaş olmuş ölü bitki dokularında 5 yıla kadar yaşayabilmekte ve bulaş yapabilmektedir. Hastalığın yeni alanlara yayılmasını önleyen bitki sağlığı önlemleri dışında herhangi bir kontrol yöntemi mevcut değildir.[4] Enfeksiyonun 1949 yılında New Jersey’de dikilen çınar ağaçlarının %88’ini öldürdüğü bildirilmektedir.[7] Avrupa’ya ilk gelişi, İkinci Dünya Savaşı sırasında odun ambalajları ile İtalya’ya olmuştur.[8] Fransa, İtalya, Yunanistan, İsviçre ve Arnavutluk’ta görüldüğü; Avrupa’da onbinlerce ağacı öldürdüğü bilinmektedir. İspanya’da ise hastalıklı ağaçların kesilerek uzaklaştırılması ve alınan karantina tedbirleri sonucu artık hastalığın görülmediği ifade edilmektedir.[9][10]

Çınar kanseri mantarının oluşturduğu risk, EFSA 2016’da (Avrupa Gıda Güvenliği Komitesi) yapılan değerlendirmeyle açık olarak yanıtlanmıştır. Yapılan risk analizinde, mantarın sadece Fransa, İtalya ve Yunanistan’da sınırlı bir yayılışı olmasına rağmen, riskin, Avrupa Birliği’nin 2000/29/EC numaralı, “Bitkilere veya Bitkisel Ürünlere Zararlı Organizmaların Avrupa Birliği Girişine ve Avrupa Birliği İçinde Yayılmasına Karşı Koruyucu Önlemler Talimatı”na göre tedbirler alınmadığı takdirde 40 katı olacağı tespit edilmiştir. 2000/29/EC numaralı talimat doğrultusunda alınacak önlemlere ilave tedbirler alınması halinde ise, riski %80 oranında azaltacağı ifade edilmiştir. Bu nedenle bu mantar hastalığının kesinlikle karantina kuralı uygulanacak hastalıklar arasına alınması tavsiye edilmiştir[11]

Bu veriler ışığında, çınar kanseri hastalığının ağaçlarda kolaylıkla yayıldığı, tıpkı COVID-19 gibi temas halinde hemen bulaştığı, hastalığa yakalanmış ağaçların kurtulma şansı olmadığı ve ne yazık ki henüz tedavisinin de bulunmadığı görülmektedir. Mantar misellerinin, ksilem olarak nitelenen topraktan gelen suyu ağaca dağıtan odunun iletim demetlerini tıkaması, bu dokunun ağacın gövdesinden tüm dallarına ve yapraklarına kadar uzanması nedeniyle bakım çalışmalarıyla kontrol altına alınması da mümkün değildir. Tüm dünyada ve ülkemizde Karaağaçları yok olma noktasına getiren Ophiostoma ulmi mantarı gibi Çınar ağaçlarını yok etme potansiyeli bulunmaktadır.

İSTANBUL’DA ÇINAR KANSERİ HASTALIĞI

Çınarları yok eden bu bulaşıcı hastalık Ceratocystis fimbriata f. sp. platani adıyla ülkemizde ilk defa 2010 yılında teşhis edilmiş, hastalık yüzünden İstanbul’da Beşiktaş, Beyoğlu ve Şişli ilçelerinde bir yıl içinde yaklaşık 400 Çınar ağacı kurumuş ve kesildiği bildirilmiştir.[12]

Kurumaların devam etmesi üzerine 2016 yılında, İstanbul’da Gezi Parkı, Yıldız Parkı, Cumhuriyet Caddesi, Dolmabahçe Caddesi ve Çırağan Caddesi’nde bulunan, kurumuş ve canlı 976 adet Çınar örneklenerek bir araştırma yapılmıştır. Örneklenen ağaçların 314’ünün hastalıklı olduğu, 55’inin ise tamamen öldüğü tespit edilmiştir. Hastalıklı ağaçların 97’sinin taksim Gezi Parkı’nda, 41’inin YıldızParkı’nda, 17’sinin Cumhuriyet Caddesinde, 108’inin Dolmabahçe Caddesi’nde, 51’inin ise Çırağan Caddesi’nde olduğuna ilişkin bilgi bu çalışmada yer almaktadır.[13]

Hastalık Türkiye’de ilk defa 2010 yılında tespit edilmiş olmasına rağmen, EPPO (European and Mediterranean Plant Protection Organization-Avrupa ve Akdeniz Bitki Koruma Organizyonu) 2018 yılında bu çalışmayı esas alarak Çınar kanseri hastalığının Türkiye’de bulunduğuna ilişkin ilk kaydı oluşturmuştur.[14]

Hastalığın ülkemize son 20 yılda Avrupa ülkelerinden yapılan binlerce boylu fidan ithali yapılan İtalya’dan gelme ihtimali yüksektir. Çünkü İtalya’da hastalık yaygın olarak görülmektedir.[15] (Şekil 1). Ancak bunun kesin olarak belirlenmesi için genetik analizlerin yapılması gereklidir. Hastalığın tarihi değeri yüksek olan ve bu nedenle koruma altına alınan yaşlı Çınar ağaçlarına ithal edilen fidanlardan bulaş olmuş budama alet ve ekipmanları ile bulaşmış olması olasıdır.

,

Şekil 1: İtalya’da 1972-2003 yılları arasında Ceratocystis platani mantarının yayılışı (18 Nolu kaynaktan aynen alınmıştır)

HUKUKİ İNCELEME

Tarihi değeri yüksek veya anıt ağaç olarak tescil edilmiş ya da koruma altına alınmış ağaçlara yapılacak her türlü müdahele için Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’ndan izin alınması gereklidir. İBB Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü, 28.04.2020 tarih ve 29609873-962-67967 Sayılı Yazı ile; Dr. Öğretim Üyesi Zeki Severoğlu, Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi, İstanbul Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve İBB Bitki Koruma ve Zirai Mücadele Birimi uzmanlarınca yapılan inceleme ve araştırma sonucu hazırlanan raporu da ekleyerek İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne başvurduğu anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul 4 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından bu başvuru değerlendirilmiş ve İstanbul Valiliği’nin 14.07.2020 tarih ve 91023475-250[250]-E.62307 sayılı yazıları İBB Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü’ne gereğini yapmak üzere iletilmiştir. Valiliğin yazısı ekinde gönderilen İstanbul 4 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nun 25.06.2020 tarih ve 04-1068 no.lu kararında hastalıklı 73 ağaca müdahele edilmesinin gerekli olduğu, Yıldız Korusu girişinde yer alan kuru ağaçların kesilmesinin uygun olduğu yer almaktadır. Böylelikle hastalıklı ağaçların kesimi için izin alınmıştır. Bununla beraber 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 15. Maddesine göre Orman İdaresi’nden ağaçların kesimi için de izin alınması gereklidir. Kamuoyuna yansıyan haberlerde Orman İdaresi’nden izin alınmadığı için ceza kesildiği bilgisi yer almaktadır[16].

Burada şunu ifade etmek gerekir ki; Orman İdaresi’nce orman sınırları dışında ağaç kesimleri için verilen yasa gereği alınan bu izin ağaçların kesilip kesilmemesi gerektiğine ilişkin bir değerlendirmeye dayalı bir izin değildir. Bu izin alımının temel gerekçesi; ağaç kesimi sonrasında elde edilen odunun ormandan kaçak olarak kesilmediğinin kanıtını oluşturmak, odunun kaçak olarak nakledilmediğini gösteren nakliye teskeresinin düzenlenmesine müstenit olacak altlığı sağlamaktır.

SONUÇ

Ceratocystis platani mantarının neden olduğu Çınar kanseri hastalığı, risk grubu çok yüksek ve mutlaka karantina tedbirleri alınması gereken salgın bir hastalıktır. Kuş, böcek, insan eliyle, kazalarla veya rüzgar gibi nedenlerle oluşmuş yara dokularından, budama alet ve ekipmanlarından, toprakta köklerin birbirine temasından ya da yağmur suları dahil pek çok şekilde kolaylıkla bulaşıp, bulaştıktan sonra hızla çoğalıp ve kısa sürede ağacın iletim dokularını tıkayarak ölümüne neden olmaktadır. Hastalığın tedavisi mümkün değildir. Mantarın ağacın iletim demetlerini tıkaması ve topraktan alınan suyun iletimi kesmesi, yerleştiği iletim demetlerinin kök, gövde ve sürgünlerde olması sebebiyle hastalıklı ağaçların bakım çalışmaları ile kurtarılması da mümkün değildir. Karantina tedbirleri alınarak ağacın kesilmesi ve imha edilmesinden başka önerilen bir çare bulunmamaktadır. Konunun uzmanı bilim insanlarının hazırladığı rapor dikkate alınarak hastalıklı ağaçların kesilmesinin, hastalıkla mücadele ve daha fazla ağaca sirayet etmemesi için gerekli bir işlem olduğu değerlendirilmektedir.

Bundan sonra ne yapılacağı, hangi türlerin kullanılacağı, hangi büyüklükte fidan kullanılması gerektiği ve hastalığın izlenmesi konuları önem teşkil etmektedir. Bu konuların, yol ağaçlarının gördüğü işlev, trafik güvenliği, kentin peyzaj bütünlüğü, tarihi ve kültürel dokusuna katkısı dikkate alınarak, hastalığın tekrar etkili olmaması için uygulanması gereken tedbirlerin konunun uzmanları tarafından birlikte değerlendirilmesinde yarar görülmektedir.