Silivri Tarih Derneği : STK’ların katılımcılığının ve şeffaflığın arttırılması gerek.

0
214

Silivri’de faaliyet gösteren Silivri Tarih Derneği geçtiğimiz günlerde Sivil Toplum Örgütleri ve hazırlanacak olan Mübadele Evi süreciyle alakalı bir makale yayınladı;

Sivil Toplum Örgütleri, en genel tanımıyla devlet ile toplum arasında gönüllü olarak oluşan, toplum tarafından kendi varlığını kendisi var eden, kendi öz kaynakları ile ayakta duran, devletten bağımsız, örgütlülük esasına dayanan yaşam alanıdır.

Aynı zamanda sivil toplum kuruluşları, devlet ve aile tarafından temsil edilmeyen dezavantajlı grupların çıkarlarının ortaklaştığı alanlardır. Diğer yandan bu oluşumlar toplumsal alanda kollektif olan çalışmaları bünyesinde yürüterek var olmaktadırlar. Bu süreç içerisinde Sivil Toplum Örgütleri toplumun taleplerini dile getirmekte en etkili araçlardan biri olmuştur.

Pek çok alanda faaliyet gösteren Sivil Toplum Örgütleri olmakla birlikte konumuz gereği ele aldıklarımız Kültürel alanda faaliyet gösteren STK’lardır. Günümüzde gerek toplumsal yapının değişmesi, gerek imar etkinliklerinden dolayı deformasyona uğrayan kent ve kültürel miras dokusu, doğa tahribatlarından dolayı bozulan yaşam alanları gün geçtikçe korunamaz hale gelmektedir. Kültürel miras yalnızca kendi başına değil içerisinde bulunduğu doğal alanlar ve koşullar ile birlikte değerlendirildiğinde çoğu zaman tahribata uğrayarak savunmasız durumda kalarak hızla yok olmaktadır. Kurumların yetersizliği ve bu alanlarda bir planlamalarının olmayışından dolayı bu yok oluşun önüne ancak toplumsal bir bilinç ile geçmek gerekmektedir.

Bu bilinç ile oluşan sivil insiyatifin kendi içerisinde tüm bu koşullara karşı hassasiyet gösteren ve kalıcı çözümler getiren kadroları yetiştirmesi, bu kadroların STK’lar ile birlikte yerel yönetimlerde, kent konseylerinde de yer alması çok önemlidir. Kültürel miras hangi medeniyet, din, toplumsal yapı ve dönemde olursa olsun bu bilinçle korunmalı, kültürel mirasa olan farkındalığın hem teknik alanda bir meslek etiği hem de kamusal alanda arttırılması gerekmektedir.

Kültürel değerlerin korunması, iyileştirilmesi ve ileri ki nesillere aktarılmasıyla birlikte toplumsal yapının da gelişiminin sağlanması için Sivil Toplum Örgütleri’ne büyük rol düşmektedir.

Bu da yerel yapılanmalar , kamu yapılanmaları ve sivil insiyatiflerin ortaklaşması ile mümkün olacaktır.

Korunması gereken bu kültürel değerlerin arasında somut olmayan kültürel miraslar da yer almaktadır. Kentin tarihsel geçmişini yansıtan toplumsal yaşantısı, türküleri, yemekleri, folklorü, sanatı somut olmayan kültürel mirası oluşturmaktadır. Bunlardan biri de “göç” konusudur. 1923 yılı Lozan Barış Anlaşmasına ek olarak yapılan sözleşme uyarınca gerçekleşen mübadelede Anadolu’dan Ortodoks Hristiyan Rumlar ile birlikte Müslüman Türkler’de Yunanistan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu göç tarihsel süreci ile birlikte aynı zamanda iki ülkenin somut olmayan kültürel mirasını da oluşturmaktadır. Çatalca, Silivri ve tüm Trakya mübadele konusunda bir çok anı, hatıra ve kültürel birikimi içerisinde bulundurmaktadır.

Silivri Belediyesi tarafından mübadele konusunda gerçekleştirilen girişimlerin ardından İstanbul Valiliği tarafından kaynak sağlanan “ Mübadele Evi “ projesi çalışmalarına günümüz itibariyle başlandı. Fatih Mahallesi 152 Ada 1 ve 10 parselde başlatılan rekonstrüksiyon çalışmaları ile birlikte Silivri kenti hem Sivil Mimarlık Örneği bir yapıya, hem de Mübadele Evi’ne de ulaşmış olacak. Ancak bu projede merak uyandıran ve dikkat çekilmesi gereken bazı konular var. Bunlardan bazıları proje hakkında kamuoyunun detaylı bilgiye sahip olmaması.

Rekonstrüksiyon yapılacak alanın önünde bulunan tabelada işin net olarak başlangıç ve bitiş tarihlerinin belli olmaması ile birlikte, ihale edilen işin sözleşme bedelinin, bitiş tarihinin yanı sıra işin teslim tarihinin ne olduğu, kuruldan onaylanan rekonstrüksiyon projesinin kurul karar numarasının ve projenin denetiminin kim tarafından yapılacağı projenin bilgilendirme tabelasında yer almamaktadır.

Bununla birlikte gerçekleştirilecek projenin kapsamının ne olacağı, rekonstrüksiyonu yapılacak yapının Mübadele Evi olarak nasıl değerlendirileceği, nasıl bir görüntüye sahip olacağı, küratörlüğünün kimler tarafından yapılacağı, Mübadele Evi’nin müze mi yoksa bir araştırma merkezi olarak mı kullanılacağı bilinememektedir. Bu noktada yerel yönetim şeffaf ve kapsayıcı olarak kenti, Sivil Toplum Örgütlerini bu sürece dahil ederek katılımcılığın artmasını sağlamalıdır.

Kentin kültürel belleğinin oluşması, kültürel mirasının korunması alanında çalışmalar yürüten, kent ve bölge ölçeğinde toplumların tarihlerini araştıran, gerekli akademik, bilimsel ve teknik yeterlilik düzeyine sahip kadroları olan derneklerin de bu noktada diğer derneklerden ayrılması gerekmektedir. Bu Sivil Toplum Örgütlerinin de tam da bu noktada kentin tarihi kültürel mirasının korunması, somut ve somut olmayan kültür mirasının araştırılması alanında gerçekleştirilecek ” Mübadele Evi ” gibi süreçlere yerel yönetimler tarafından dahil edilmesi, katılımcılığın ve şeffaflığın arttırılması gerekmektedir.

Silivri’de faaliyet gösteren, mübadele ve göç alanında etkinliği bilinen Büyük Mübadele Derneği ve İki Yaka Mübadilleri Derneği ile Silivri Tarihi Kültürel Mirası Koruma Eğitim ve Araştırma Derneği’nin kent kültürünü ve tarihsel mirası koruma konulu projelere sunabileceği katkıların gözardı edilmemesi gerekir.

“Mübadele Temalı” derneklerin, tarihi kültürel mirasın korunması alanında etkinliği bilinen Silivri Tarih Derneği’nin; belirleyiciliğinin yerel yönetimlerce de anlaşılması, önemsenmesi ve katılımcı bir anlayışla süreçlere dahil edilmesi kamusal alanda ortaklaşmanın ifadesi olacaktır.

Unutulmamalıdır ki sivil toplum örgütlerini sivil insiyatif ve kent halkı oluşturmaktadır.