Belediye meclisleri ve kent konseyleri, kentlerin geleceğinin şekillendiği en önemli karar mekanizmalarıdır. Bu yapılar yalnızca karar alan değil, aynı zamanda kentin sorunlarını tespit eden, önceliklerini belirleyen ve çözüm üreten kurumlardır. Kentin ulaşımı, çevresi, kültürel yaşamı, sosyal hizmetleri, ekonomik gelişimi ve geleceğe yönelik yatırımları burada tartışılır. Bu nedenle belediye meclis üyelerinin temel görevi yalnızca siyasi görüşlerini ifade etmek değil kent adına çalışmak, proje üretmek ve ortak karar alma mekanizmalarının geliştirilerek, halkın da katılımcılığının arttırılarak kent faydasını ve KENT RANTINI kent yararına kullanılmasını sağlamaktır. Aynı zamanda halk adına birer denetim mekanizmasıdır.
Silivri’de bazı meclis üyelerinin dönem dönem somut öneriler getirdiğini görmek mümkün olsa da son zamanlarda gerçekleştirilen meclis toplantılarına bakıldığında, Silivri'nin gerçek gündeminin çoğu zaman arka planda kaldığı yönünde bir kamuoyu algısı oluşmaktadır. Öncelikli kent faydası açısından baktığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu değerlendirme yalnızca şahsi bir gözlem değil, yerel basında ve kamuoyunda zaman zaman dile getirilen bir eleştiridir. Kentin çözüm bekleyen onlarca meselesi bulunurken, meclis kürsüsünde sık sık genel siyasi değerlendirmelerin, ulusal gündeme ilişkin tartışmaların ve önceden hazırlanmış metinlerin öne çıktığı görülmektedir. Bitmek bilmeyen özel gün kutlamaları, uzun metinlerle faaliyet raporları maalesef meclis katılımcılarının dikkatini dağıtmakla birlikte kentin önemli konularının konuşulması adına ayrılan zamanı tüketmektedir.
Elbette belirli gün ve haftaların anılması, toplumsal hafızanın yaşatılması ve önemli olayların değerlendirilmesi demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak belediye meclislerinin asli görevi, kentin sorunlarını konuşmak ve bu sorunlara yönelik somut çözümler geliştirmektir.
Silivri'de yaşayan vatandaşların kaçının meclis gündemlerini takip ettiği, kaçının kent adına getirilen öneriler ve alınan kararlar hakkında bilgi sahibi olduğu ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Kırsal mahallelerin ihtiyaçları, tarımsal üretimin desteklenmesi, gençlerin sosyal ve kültürel yaşam alanları, trafik ve ulaşım sorunları, deprem hazırlıkları, çevresel riskler, tarihi ve kültürel mirasın korunması, Danamandıra gibi ekolojik zenginliği bulunan bir yerde sürekli yeni taş ocakları açılması, Çanta’daki Çimento Santrali meselesi, Silivri’de tahribata uğrayan yıkılmaya yüz tutmuş tarihi eserler, oluşturulmayı bekleyen bir kent kimliği, turizm potansiyelinin geliştirilmesi gibi birçok konu doğrudan yerel yönetimlerin ilgi alanındadır. Buna rağmen bu başlıkların çoğu zaman yeterli derinlikte ele alınmadığı görülmektedir.
Daha da önemlisi, belediye meclislerinin en önemli çalışma organlarından biri olan komisyonların da kent adına daha görünür ve daha üretken bir rol üstlenmesi gerekmektedir. Kent Kimliğini Geliştirme Komisyonu, İmar, Plan ve Bütçe, Çevre, Eğitim, Kültür ve diğer komisyonlar yalnızca önlerine gelen dosyaları değerlendiren yapılar olmamalıdır. Bu komisyonların araştırma yapan, sorunları tespit eden, rapor hazırlayan ve meclise yeni öneriler sunan aktif çalışma gruplarına dönüşmesi beklenir. Çünkü bir kentin gelişimi yalnızca idarenin hazırladığı projelerle değil, meclisin ortaya koyduğu fikirler ve önerilerle de mümkün olur.
Vatandaşlar ulusal siyasette yaşanan tartışmaların tekrarını izlemek için değil, yaşadıkları kentin sorunlarının nasıl çözüleceğini öğrenmek için meclis toplantılarını takip etmektedir. Silivri'nin bugün ihtiyacı olan şey daha fazla kısır siyasi polemik değil, daha fazla kent vizyonudur. Daha fazla slogan değil, daha fazla proje üretimidir. Daha fazla karşılıklı suçlama değil, daha fazla ortak akıldır.
Bunun için yapılması gereken en önemli hamlelerden biri seçim döneminin başında sık sık tekrarlanan “ birlikte yönetelim, ortak akıl, yönetişim, “ ifadelerin somut bir hamleye dönerek kentteki Sivil Toplumun, Platformların, Kent Konseyi’nin, Aktivistlerin, Kentteki Sanatçıların, tecrübeli yazarların, akademisyenlerin kentin yönetimi noktasında katılımcı demokrasi anlayışı gereği yerel yönetimde daha fazla söz sahibi olmasını sağlamaktır.
Daha ileri bir Kent Konseyi modeli ile birlikte, belediye bünyesinde kurulacak ve Belediye Başkanı’na ara bir merci olmadan doğrudan bağlı çalışacak bir proje geliştirme ve sivil toplumla ilişkiler komisyonu gibi komisyonlar kurularak çalışılmaya başlanması önemli olacaktır.
Bu öneriyi daha önceleri yerel yönetim temsilcileri ile yaptığım görüşmede de ifade etmiştim.
Silivri'nin geleceği yalnızca belediye başkanının ya da meclis üyelerinin omuzlarında değildir. Bu kentte yaşayan herkesin bilgi, tecrübe ve birikimi yerel yönetime katkı sunabilecek değerdedir.
Çünkü kentler yalnızca belediye binalarında değil, toplumun ortak aklında gelişir.
Belki de artık sormamız gereken soru şudur:
Silivri'yi yalnızca yönetenlerin konuştuğu bir kent mi olacağız, yoksa birlikte düşünen, birlikte üreten ve birlikte yöneten bir kent mi?
Çünkü geleceğin kentleri yalnızca karar alan değil, ortak akıl üreten kentler olacaktır.
Not: Bir sonraki yazıda öncelikli problemler, çözüm önerileri, daha ileri bir Kent Konseyi modeli üzerine yazmaya çalışacağım.
Saygılarımla.
Burak Mumcu
Yorumlar 0