Geçtiğimiz günlerde Silivri Belediyesi Kültür Müdürlüğü bünyesinde kullanılan binada meydana gelen yangın hepimizi üzdü. Sevindirici olan can kaybının yaşanmamış olmasıydı. Ancak bu olayın ardından konuşulması gereken yalnızca yangının nasıl çıktığı değildir.
Asıl konuşmamız gereken soru şudur:
Kamusal yapılar gerçekten üstlendikleri işlevlere uygun olarak mı kullanılmaktadır?
Kültür merkezleri yalnızca içinde kurs yapılan binalar değildir. Aynı zamanda çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin güvenle vakit geçirdiği kamusal yaşam alanlarıdır. Kültür ve kamusal alanlarda erişilebilirlik, yangın güvenliği, tahliye, engelli erişimi, deprem güvenliği, teknik altyapı, akustik, sergileme ve eğitim gibi durumların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Eğer bir yapıda çocuklara eğitim veriliyorsa, vatandaşlar düzenli olarak kullanıyorsa ve kamusal hizmetler yürütülüyorsa güvenlik bir tercih değil, zorunluluktur. Yangın merdivenleri, acil çıkışlar, toplanma alanları ve alarm sistemleri olmazsa olmaz temel gereksinimlerdir.
Ve en önemlisi o yapının bu tarz fonksiyonlara uygun olup olmadığıdır.
Bu konu yeni değil.
Daha önce Silivri Kültür Sanat Platformu tarafından hazırlanan yeniden işlevlendirme çalışmasında ve Silivri Tarih Derneği'nin Eski Belediye Binası'na ilişkin kamuoyu açıklamasında da aynı ilke savunulmuştu.
Bir yapıya fonksiyon vermek yalnızca içine masa koymak değildir. O fonksiyonun gerektirdiği bütün teknik koşulları sağlamak ve yapının kültür hizmetine uygun olup olmadığını belirlemekten geçer. Silivri Tarih Derneği’nin kamuoyu açıklamasında belirttiğimiz gibi işlev, yapıya hizmet etmelidir; yapı işleve değil.
Peki bu noktada Belediye’nin Kültür Merkezi binası bu fonksiyonlara uygun mu?
Bence bu sorunun yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
Uzun yıllardır bir belediyenin Kültürel yönetim ve faaliyetlerine uygun olmamakla birlikte bu kurumsallığı da doğru temsil etmediği düşüncesindeyim. Kentin bu noktadaki öncelikli gereksinimlerini göz önünde bulundurmadan tarihi yapılara plansız fonksiyon atamak gerçek ihtiyaçlarla örtüşmemektedir. Ve bu noktada inşaat halinde bulunan mevcut Kültür Merkezi Binası’nın durumu belirsizliğini korurken Silivri’deki tarihi ve tarihi olmayan yapıların mevcut fonksiyonları Silivri’nin ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirilmelidir. Örneğin Fatih Mahallesi’ndeki Kültür Evi binası, Yeşilçam müzesi ve Nektarios Evi projesi. Eski Silivri Belediye binasına yönelik önerdiğimiz fonksiyonu bir kenara ayırırsak bu üç yapının fonksiyonu belki de yeniden gözden geçirilmelidir.
Örneğin Yapı Dergisi 2003/261, s.83-87 sayısında yayınlanan ve projesi Tan Ailesi’nin de katkılarıyla hazırlanan Nektarios Evi Rekonstrüksiyon projesi anı zamanda yanında bir Tasarım Müzesi önerisiyle Acar Avunduk tarafından hazırlanmıştı. Düşünülen fonksiyon nedir bilmiyoruz ancak hali hazırda yeniden projelendirilen ve rekonstrüksiyonu başlayacak olan yapı belki de Silivri’de Kültür Merkezi’nin kullanımına uygun bir fonksiyonlandırmayla hayata geçebilir. Bu yalnızca bir öneridir.

Bu ve buna benzer fonksiyonlar belirlenirken kentin öncelikli ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu da Silivri’ye bir Kültür Müdürlüğü’nü iyi şekilde temsil edebilecek fonksiyona uygun bir yapı olmasıdır.
Bu noktada Silivri Belediyesi’nin Kent Kimliğini Geliştirme Komisyonuna, ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarına, Meslek Odalarına ve alanında uzman kişilere ortak akıl noktasında büyük bir pay düşmektedir. Silivri Belediyesi’nin yeni döneminde sürekli üstüne basılarak ifade edilen “birlikte yönetelim, ortak akıl “ ifadelerinin karşılık bulması adına önemli bir fırsat olabilir.
Artık Silivri’de bu dinamiklerin organize bir şekilde çalışması, yapıların işlevlendirilirken kentin öncelikli ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması, belki de özellikle Fatih Mahallesi’ndeki kurtarılmayı bekleyen tarihi yapıların belediye tarafından kamusallaştırılarak bu tarz uygun fonksiyonlarla işlevlendirilmesi konuşmamız gereken en öncelikli konulardan olmalıdır.
Ve böylece Silivri Belediye Meclisi’nde belirli dönemlerde Fatih Mahallesi’nin kültürel ve tarihsel kimliğinin ortaya çıkarılması noktasındaki önerilere de katkı koyacaktır.
Silivri’nin bir tarım kenti ve silikon vadisi olması gerektiği ifadelerinin yanında Antik bir kent olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Kültür Merkezi’nde çıkan yangından yola çıkarak Silivri’de yaşayan bir restoratör ve kültürel miras savunucusu olarak kente bir de bu şekilde bakılmasının önemli olacağını düşünmekteyim.
Silivri Belediyesi Kültür Müdürü Sayın Meral Türkmen Terlikçi, kültür emekçisi personel arkadaşlarımıza ve Silivri’ye geçmiş olsun dileklerimle.
Burak Mumcu
obrkm1917@yandex.com
Yorumlar 0