USD 49,7425 %0,17
EURO 55,7102 %-0,18
GRAM ALTIN 6.432,69 %0,12
Hava Durumu İSTANBUL 21,4° Çok Bulutlu
Haberler Gündem Baki Çifçi’den Ücretlerini Alamayan İşçiler İçin Sert Tepki: “Silivri Bunu Hak Etmiyor!”
Gündem

Baki Çifçi’den Ücretlerini Alamayan İşçiler İçin Sert Tepki: “Silivri Bunu Hak Etmiyor!”

23.10.2026 10:58 GÜNCELLEME:23.10.2026 11:42

Silivri Demokrasi Platformu Sözcüsü Hasan Baki Çifçi, Aydoğanlar Grubu bünyesindeki Berluna Vista villa projesinde yaklaşık 2,5 aydır ücretlerini alamadıklarını belirterek eylem yapan inşaat işçilerinin yaşadıklarını “Demokrasi Günlüğü” köşesine taşıdı. Çifçi, “Temelinde, harcında işçinin ahı ve ödenmemiş teri olan bir yuvada milyonlar verip mutlu olabilecek misiniz?” sözleriyle dikkat çekerken, yetkililere ve Silivri kamuoyuna işçilerin haklarının korunması için çağrıda bulundu.

Baki Çifçi’den Ücretlerini Alamayan İşçiler İçin Sert Tepki: “Silivri Bunu Hak Etmiyor!”

Silivri'de son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan inşaat işçilerinin ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle başlattıkları eylem, Silivri Demokrasi Platformu Sözcüsü Hasan Baki Çifçi'nin köşe yazısına konu oldu.

Aydoğanlar Grubu bünyesinde yürütülen Berluna Vista villa projesinde çalışan işçilerin yaklaşık 2,5 aydır ücretlerini alamadıklarını belirten Çifçi, 22 Ekim 2026 tarihli “Demokrasi Günlüğü” köşesinde işçilerin yaşadığı mağduriyeti, emek sömürüsünü, hukuk sistemini ve toplumsal dayanışma sorumluluğunu ele aldı.

Şantiye önüne giderek işçilerle görüştüğünü ifade eden Çifçi, işçilerin alacakları konusunda taşeron firmalara yönlendirildiklerini aktardı. Çifçi, işçilerin mahkemeye başvurmaya yönlendirilmesini de eleştirerek ekonomik güçlük içindeki emekçiler açısından uzun süren hukuk süreçlerinin yaratabileceği sorunlara dikkat çekti.

“İşçiyi Çalıştırıp Ücretini Ödememek Ne Yahu?”

Yazısında işçi haklarının ihlal edilmesinin toplumda sıradan bir olay gibi karşılanmasını eleştiren Çifçi, “Sıradanlaştırılan Hak Gaspı” başlığı altında şu soruları yöneltti:

“Peki, bu ülkenin üreten gücü olan işçi sınıfının haklarının gasp edilmesi gerçekten sıradan bir olay mıdır?”

İşçilerin sigorta, ücret ve emeklilik haklarının korunmasının önemine değinen Çifçi, çalışma hayatındaki hak ihlallerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“İşçiyi çalıştırıp ücretini ödememek ne yahu? Bu nasıl bir düşkünlük hali? Bu cesareti hangi güçten alıyorlar? ‘Git mahkemeye’ öyle mi? İşçiler haksız bir talepte bulunuyorlarsa siz gidin o kapıya!”

“Prestijli Yaşam” Söylemine Eleştiri

Berluna Vista projesinin tanıtımlarında kullanılan “Silivri'de Prestijli Yaşam” sloganına da değinen Çifçi, şirketlerin kurumsal söylemleri ile çalışanların yaşadıklarını belirttikleri sorunlar arasındaki çelişkiye dikkat çekti.

Çifçi, yazısında hem dini değerler hem de çağdaş hukuk açısından emeğin karşılığının verilmesinin temel bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

“Hangi Haksızlığa Ses Çıkaracağız?”

Toplumun hak ihlalleri karşısında seçici davranmaması gerektiğini belirten Çifçi, gazetecilere, siyasilere ve yurttaşlara yönelik hak ihlalleriyle işçilerin yaşadığı sorunlar arasında toplumsal adalet açısından bağ kurdu.

“Ya bize dokunmadığı sürece başımızı kuma sokup ‘dilsiz şeytanı’ oynayacağız. Ya da her haksızlığı kendimize yapılmış sayıp emekçinin yanında duracağız” ifadelerini kullanan Çifçi, haksızlıklar karşısında dayanışmanın önemini vurguladı.

Silivri Belediyesi, Kaymakamlık ve Sivil Toplum Kuruluşlarına Çağrı

Yazısının son bölümünde Silivri'deki siyasi aktörlere, demokratik kitle örgütlerine, Silivri Belediyesi'ne ve İlçe Kaymakamlığı'na çağrıda bulunan Çifçi, işçilerin biriken alacaklarının ödenmesi ve yaşadıkları sorunların çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Silivri'nin çevresel sorunlarla da mücadele ettiğini hatırlatan Çifçi, Seymen Düzenli Depolama Alanı'na ilişkin eleştirilerine değinerek ilçenin bir de işçi mağduriyetleriyle anılmaması gerektiğini belirtti.

Çifçi, yazısını Silivri'nin Ahilik geleneğinden gelen dayanışma, ticaret ahlakı ve etik değerlerine vurgu yaparak “Silivri bunu hak etmiyor!” sözleriyle tamamladı.

Hasan Baki Çifçi’nin “Demokrasi Günlüğü” Köşesinde Kaleme Aldığı Yazının Tamamı

Birkaç gündür Silivri yerel gündemine, şantiye önünde bekleyen ve aylardır ücretlerini alamayan inşaat işçilerinin haber fotoğrafları düştü. Aydoğanlar Grubu bünyesindeki Berluna Vista villa projesinde çalışan işçiler, yaklaşık 2,5 aydır emeklerinin karşılığını alamadıkları için eylemdeydi. Şehir dışından gurbete gelmiş, şantiye konteynerlerinde kalan bu emekçilerin tek bir talebi var: Biriken alacaklarının ödenmesi.

Şantiye önüne gidip işçileri dinledim. Duyduğum en çarpıcı söz şu oldu: “İşveren tarafı, ödemelerin taşeronlar arasındaki bir konu olduğunu belirterek 'Gidin onlardan alın, vermezlerse mahkemeye gidin' diyor.”

Bizim coğrafyamızda hastane ve mahkemeler için "Allah ne düşürsün ne yokluğunu versin" denir. Tam da adalet mekanizmalarının tıkandığı bu dönemde bir işçiye "mahkemeye git" demek, açıkça "umudunu kes" demektir. Yıllarca sürecek bir davanın ne ekonomik ne de hukuki olarak adalet getirmeyeceğini deneyimlemiş, masraf ödeyecek gücü olmayan bir işçi için mahkeme ne kadar seçenektir?

Sıradanlaştırılan Hak Gaspı

Eskiler Arapça kökenli “vaka-i adiye” deyimini sıradan, olağan, şaşkınlık yaratmayan durumlar için kullanırdı. Peki, bu ülkenin üreten gücü olan işçi sınıfının haklarının gasp edilmesi gerçekten sıradan bir olay mıdır?

Dün madencilere uygulananlar bugün tanıtımı şatafatlı, görüntüsü itibarlı şirketlerin; sigortasız çalıştırma, eksik prim yatırma, asgari ücretten gösterip üstünü açıktan ödeme açgözlülüğü neyse; villa şantiyesinde çalışan işçilerin emeklilik haklarına, çocuklarının geleceğine çökmek de aynı zihniyetin ürünüdür. Bu yasa dışı cesaret, kapitalist modernitenin haydut hukukundan ve iktidar odaklarının yarattığı cezasızlık algısından beslenmektedir. Dersek haksızlık mı etmiş oluruz? İşçiyi çalıştırıp ücretini ödememek ne yahu? Bu nasıl bir düşkünlük hali? Bu cesareti hangi güçten alıyorlar? “Git mahkemeye” öylemi? İşçiler haksız bir talepte bulunuyorlarsa siz gidin o kapıya!

Söz ve Pratiğin Dayanılmaz Çelişkisi

Kurumsal tanıtımlarında “başarıya giden yolda çalışkanlık, dürüstlük ve dayanışma ilkelerini miras bıraktık” diyenler, “Berluna Vista Silivri’de Prestijli Yaşam” sloganlarıyla boy gösterenler için kağıt üzerindeki süslü laflar kolaydır. Zira kimse "ayranım ekşi" demez. Ancak gerçekler kâğıt üzerindeki sözlerin ağırlığını taşıyamıyor. Dini hassasiyeti olanlar için "İşçinin ücretini alın teri kurumadan veriniz" hadisi kul hakkının gereği ise, çağdaş hukuka inananlar için ise toplumsal iş bölümü ve yurttaşlık güvencesi esastır. İki değer alanı birden aşınıyor ve çürüyorsa, artık hiçbirimizin güvencesi kalmamış demektir.

Hangi Haksızlığa Ses Çıkaracağız?

Toplum olarak öylesine yorulduk ki artık haksızlıklar karşısında bile seçici davranıyoruz: "Hakkı yenen kim? Bizden mi, onlardan mı?" İktidar tasarrufuyla muhalif siyasilere, gazetecilere, yurttaşlara uygulanan yargısal baskıya gösterilen tepki, şantiye önünde bekleyen işçiye neden gösterilmez? Oysa haber yaptığı için tutuklanan gazeteci ile emeği gasp edilmeye çalışılan işçi aynı cenderenin mağdurudur; ikisini de besleyen şey aynı sömürü sisteminin atmosferidir.

Önümüzde iki yol var:

Ya bize dokunmadığı sürece başımızı kuma sokup "dilsiz şeytanı" oynayacağız. Ya da her haksızlığı kendimize yapılmış sayıp emekçinin yanında duracağız. Yaşamın doğal var oluşunun, doğal sonuçları olur. Cana, aşına, işine onur ve haysiyetine, namus ve şerefine el uzatılması hali “savunma hakkını otomatik olarak harekete geçirir, direniş hakkı tüm yasaların üstünde meşruiyet kazınır. Tamda bu noktada insan olarak bize düşen nedir diye sorsalar. Sen nerede de duruyorsun diye hiç düşünmeden “mazlumun yanı” derdim. Çünkü bizden sonra gelecek olanlar kimsenin önünde eğilmesin diye.

Silivri Kamuoyuna ve Yetkililere Çağrı

"Prestijli yaşam" vaat edenler, sokağa bıraktıkları işçilerin haklarını derhal teslim etmelidir. Silivri’nin hak ve adaletten yana olan yerel siyasi aktörleri, demokratik kitle örgütleri ve ruhsatı onaylayan Silivri Belediyesi bu insani sorumluluktan kaçamaz.

Buradan mülk almayı düşünen ailelere de sormak gerekir: Temelinde, harcında işçinin ahı ve ödenmemiş teri olan bir yuvada milyonlar verip mutlu olabilecek misiniz?

Yeni göreve başlayan İlçe Kaymakamının basına yansıyan hakkaniyetli yaklaşımının bu olayda da hissettirilmesini ve "Silivri’de böylesi bir haksızlığa geçit verilmez" dedirtmesini temenni ediyoruz. Zaten “Silivri soğuktur” belleğiyle anıldığı günden beri, bir de üstüne dünyanın en büyük sera gazı salınımına sebep olan Seymen Çöplüğüne ek olarak, prestijli inşaat şirketlerinin yoksulun alın terine tenezzül etmelerini kaldıramaz. Silivri bunu hak etmiyor!

Silivri halkı kadim AHİLİK mayasından gelen yüksek ahlak ve dayanışma kültürüyle işini gücünü ticaretini ahlak ve etik değerleri en yüksek olan yurttaşların yurdudur. Böyle biline.

Hasan Baki ÇİFÇİ
Silivri Demokrasi Platformu Sözcüsü
22 Ekim 2026

Faysal BULUT Haberi Ekleyen Faysal BULUT Editor Profili Gör
Haber Kaynağı Silivri Tv

Yorumlar 0

Bu haber için henüz onaylı yorum bulunmuyor. İlk yorumu siz yapın.