Silivri’nin Kurtuluşu – 1 Kasım 1922

0
2548

20 Temmuz 1920’de Silivri’ye giren Yunanlılar, Silivri’yi iki yıl işgal etmişlerdir. 3 Ekim 1922’de yapılan Mudanya mütarekesi ile Silivri ve bölgedeki diğer istila ettikleri Türk topraklarından çekilmeyi kabul etmek zorunda kalmışlardır.

20 Temmuz 1920’de Silivri’ye giren Yunanlılar, Silivri’yi iki yıl işgal etmişlerdir. 3 Ekim 1922’de yapılan Mudanya mütarekesi ile Silivri ve bölgedeki diğer istila ettikleri Türk topraklarından çekilmeyi kabul etmek zorunda kalmışlardır. 1 Kasım 1922’de Silivri Türk yönetimine devredilmiştir. Bu tarih Silivri’nin kurtuluş günü olarak tarihe geçmiştir.

1 Kasım Silivri’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu Hakkında Bilgi

Antik çağdaki isminin Selymbria veya Selybria olduğu bilinen kent, önemli ticaret yollarının üzerinde bulunması ve doğal bir limana sahip olması sebebiyle her dönemde önemini korumuştur.

Silivri (Selymbria) şehri, bugünkü kasabanın yanındaki koyun doğusunda, Marmara’ya hakim 56 m. yüksekliğindeki dik ve sarp bir tepenin üzerinde kurulmuştur. zamanla etrafı surlarla çevrilen bu tepeye, bugün “Fatih mahallesi” denilmektedir. şehir o dönemde gelişerek surların dışına çıkmış ve yayılmıştır.

Silivri, m.ö. 7. yüzyılda yunanlı komutan silir tarafından “Silivria” adıyla kurulmuştur. sonraki yüzyıllarda gittikçe gelişen kent, zaman içerisinde Makedonyalıların, Romalıların, Arapların ve Bizanslıların egemenliği altına girmiştir. bu kenti saldırılardan korumak için Bizanslılar, Marmara’dan Karadeniz’e uzanan, bugün pek az yeri ayakta kalan 60 km uzunluğunda bir sur inşa etmişlerdir. 1453’de İstanbul’un alınmasından sonra kent Türklerin eline geçmiştir.

Silivri tarihinin prehistorik devirlere dek inmesine karşın, m.ö. 750’li yıllarda yunan şehir devletlerinin kolonileştirme hareketleri sonucu yöreyle ilgili yunan ve latin kökenli tarihi kaynaklar tutulmaya başlanmıştır. Silivri (Selymbria), Yunan şehir devletlerinden dor’lu Megara kenti tarafından kolonize edilmiştir. Kaynaklara göre söz konusu tarih m.ö. 7. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşmiştir.

Tarihi kaynaklarda yazarların dor ya da iyon kökenli olmalarına göre Selymbria , Selübria ve Salümbria olarak değişik isimler altında da anılan kent, m.ö. 5. yüzyılda Pers egemenliği altına girmiştir. atinalılar, Trakya’yı pers egemenliğinden kurtarmak amacıyla yunan şehir devletlerinin birliği olan attika -delos- deniz birliği’ni kurmuşlar ve Selymbria adıyla anılan Silivri’yi kendilerine bağlamışlardır. m.ö. 408-407 yıllarında Selymbria, Atina ile birlik sözleşmesi para ödeyerek özerklik kazanmıştır.

Kent, m.ö 403 yılında Spartalı Klearkos’ın idaresi altına girmiştir. m.ö. 378-377 yıllarında 2. Attika-Selos deniz birliği kuran Atinalılar Selmbyria’yı kendilerine bağlamışlardır. ancak birliğin gücünü yitirmesinden sonra birlikten ayrılan kent, Byzantium’un egemenliğini tanımak zorunda kalmıştır (m.ö. 357). Makedonya kralı 2. Flip, m.ö. 341 yılında Trakya’nın büyük bir bölümünü ele geçirirken Selymbria’yı da kısa bir süre işgal etmiştir. ancak müttefiklerin yardıma gelmeleri üzerine kent Makedonyalılardan kurtarılmıştır.

M.Ö. 280 yılında Avrupa’nın batı bölgelerinde yaşayan galatların bir kolu İstanbul boğazını geçerek Sakarya ve Kızılırmak arasındaki bölgeye yerleşmişlerdir. Söz konusu göz sırasında Selymbria’yı yağmalamışlardır.

Büyük Constantinus’un doğu imparatorluğunda birliği sağlamasından ve Byzantion’u Konstantinopolis adını verip başkent yapmasından sonra, Selymbria bir Bizans kenti olarak Türkler tarafından alınıncaya kadar varlığını sürdürmüştür.

Anastasius, 491 yılında imparator olunca, 512 yılında Silivri’nin 4 km kadar batısındaki karınca burnu’ndan başlayıp, karadeniz kıyısındaki evcik iskelesinde biten yaklaşık 60 km.lik uzun sur’u yaptırmıştır. Söz konusu sur inşaatının amacı kuzeyden gelebilecek barbar akınlarını İmparatorluk başkentine 60 km.uzakta kesebilmekti; ancak acele yapılması sonucu sur kısa sürede koruyucu özelliğini yitirmiştir. Bizansta ipek üretiminin önem kazanmasından sonra imparator 1. Justinianus’un emriyle Silivri ve yöresine önemli miktarda dut ağacı ekilmiş ve ipekçilik yapılmasına başlanmıştır. Yakın tarihe kadar ipekçilik Silivri ekonomisi için önemini korumuştur. Silivri’de ipekçiliğin yanı sıra şarapçılık ve tarım da oldukça önemli bir konuma gelmiş ve Silivri zengin bir ticaret merkezi niteliğini kazanmış, ürettiği ürünleri ihraç etmiştir.

1082 yılına kadar İstanbul’a yönelik batıdan gelen saldırılara, yol üzerinde olduğu için Silivri’de hedef olmuştur.
Osmanlıların Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Trakya’ya yayılmaya başlamalarından sonra Trakya’da Anadolu’dan gelen Türk göçleri ve yerleşmeleri başlamıştır. Osmanlılar’ın Rumeli’ye yerleşmesinden sonra Silivri yine Bizanslılar’ın elinde kalmış,ancak 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Osmanlıların eline geçmiştir. Silivri’nin Osmanlılar’a geçmesi İstanbul’un fethinden 15 gün sonra dayı Karaca Bey tarafından gerçekleştirilmiştir.

Osmanlı idaresinde Silivri’ye 30-40 hane, Türk yerleştirilmiş ve Apokaukos kilisesi camiye çevrilmiştir. Silivri’de Rumlar, Yahudiler, Ermeniler bir arada yaşamaya başladılar. Türkler genellikle balıkçılık ve deniz nakliyeciliğiyle uğraşmışlar, yoğurtçuluğun gelişimini de sağlamışlardır.

Birinci balkan harbi’nde Silivri, Bulgarlar tarafından işgal edildi. bu işgal 9 ay sürüp temmuz 1913’te sona erdi. Daha sonraki yıllarda İstiklal harbinde de Silivri bu kez Yunanlıların işgali altına girdi (1920). Yunanlılar 22 ekim 1922’de çekilerek yerini İtalyanlar’a bıraktı.

İtalyanlar da, 1 kasım 1922’de de çekilerek Silivri’yi türkler’e teslim etti. (bugün Silivri’nin kurtuluşu olarak kabul edilen 1 kasım’da kutlamalar yapılır.) Bundan sonraki yıllarda mübadele (değişim) başladı. İstiklâl harbi’nin bitiminde sulh masasına oturulunca Yunanistan’da kalan Türklerle, Türkiye’de kalan Rumların gelecekleri bir karar altına alındı. 1924’te mübadele tamamlandı.

Cumhuriyet öncesinde Silivri’de yaşayan Rumlar, mübadele sonucu Yunanistan’a;
Museviler ise İstanbul ve İsrail’e göç etmişlerdir.

Yorumlar

Yorum