“Dünya Kız Çocukları Günü”

0
1178

Merhabalar sevgili okurlar.

2011 yılı sonunda Türkiye, Peru ve Kanada’nın girişimleri neticesinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği dünya genelinde kız çocuklarına yönelik süregelen ayrımcılığı önlemek amacıyla 11 Ekim’i “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak kabul etmiş bulunuyor.

 

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü, kız çocuklar için bir bayram değil, eşitsizlikle mücadele günü. Bu günün amacı; kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarının sağlanması. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yayınlanan ‘Kız Çocuklara İlişkin Verilerin Gücünden Yararlanmak: Eldeki Verilerden Hareketle 2030’a Bakmak’ başlıklı rapora göre, cinsiyetçilik ve eşit olmayan görev dağılımı oldukça küçük yaşlarda başlıyor. Söz konusu yayın; kız çocukların yemek pişirme, temizlik, aile üyelerinin bakımı, su getirme ve yakacak toplama gibi gündelik ev işlerine harcadıkları zaman konusunda küresel tahminler içeren ilk rapor olma niteliğini taşıyor.

 

UNICEF’in raporuna göre 5–9 yaş arasındaki kız çocuklar ev işlerine kendi yaşlarındaki erkek çocuklara göre %30 oranında daha fazla zaman harcıyor. Kız çocukların yaşı ilerledikçe iş yükü de artıyor. Örneğin; 10–14 yaşlarındaki kız çocuklar erkeklere göre ev işlerinde %50 daha fazla zaman harcıyor. Rapor, kız çocukların yaptıkları işlerin daha az göründüğünü ve çoğu durumda bu işlere daha az değer verildiğini de vurguluyor.

 

“Kız Çocuklara İlişkin Verilerin Gücünden Yararlanmak: Eldeki verilerden hareketle 2030’a Bakmak” başlığını taşıyan rapor; yoksulluğa son verilmesi, gezegenin korunması ve herkese refah sağlanmasında küresel yol haritası olan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) çerçevesinde kız çocuklarla ilgili 44 göstergeden üçte ikisine ilişkin verilerin sınırlı ya da yetersiz kaldığını gösteriyor. Raporda gündelik ev işlerinin yanı sıra SKH’de yer alan çocuklarla ilgili konulara ilişkin veriler de sunuluyor. Bu veriler arasında şiddet, çocuk evlilikleri, kadın sünneti ve eğitim konuları da yer alıyor.

 

Temelleri 1996 yılında atılan Aydın Doğan Vakfı; tarafsız ve doğru bilginin ulaşılabilir olması, toplumun sorunları özgür ve adil bir biçimde çözümleyebilmesi, eğitim ve kültür düzeyinin arttırılması için yatırımlar yapılması ve bu yöndeki çalışmaların desteklenmesi amacıyla kurulmuş bulunuyor. Eğitim, Aydın Doğan Vakfı’nın kuruluşundan bugüne değin misyon edindiği öncelikli destek alanlarından biri. Vakıf, ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliğine katkıda bulunmak amacıyla özellikle genç kadınların güçlenmesi için eğitim ve eğitimden işgücüne geçiş odaklı çalışmalar yapıyor.

 

2012 yılından bu yana gerçekleştirilen Dünya Kız Çocukları Günü’nün amaçları, Aydın Doğan Vakfı’nın amaçları ve gerçekleştirdiği faaliyetlerle örtüşüyor. Bu nedenle, Aydın Doğan Vakfı konu ile ilgili toplumsal farkındalığı arttırmak ve Vakfın faaliyetlerine zemin oluşturmak amacıyla iki yıldan bu yana “Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı” düzenliyor.

 

Vakıf bu yılki Uluslararası Kız Çocukları Konferansı’nı 11 Ekim 2016 Salı günü UNICEF, UN Women, UNFPA işbirliği ile BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu danışmanlığında gerçekleştirdi. “Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar” temalı konferansta kız çocuklarının güçlenmesi konularındaki farkındalığın arttırılması, çocuk yaştaki evliliklerin önlenmesi ve eğitimde cinsiyet eşitliği hedefine ulaşılmasının önündeki temel engeller ele alındı.

 

Sunuculuğunu Kanal D spikeri Gözde Atasoy Kökçü’nün yaptığı konferansın açılış konuşmasını yapan Aydın Doğan Vakfı Başkanı Hanzade Doğan Boyner; bugün dünyada 500 milyon okuma-yazma bilmeyen kadın olduğunu, 200 milyon kadının reşit olmadan evlendirilmiş bulunduğunu ifade etti. Hanzade Doğan Boyner, “Harekete geçmezsek önümüzdeki on yılda 100 milyon kadın daha çocuk yaşta evlendirilecek. Temel insanlık hakkı olan eğitim ellerinden alınan bu çocuklar şiddete maruz kalıyor.” diyerek bu duruma son verebilmek için BM  ‘Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar’ söylemiyle tüm dünyayı harekete geçmeye çağırdı. Boyner, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

“Biliyoruz ki, eğitime devam eden çocuk şiddete karşı kendini daha iyi korur. Ve yine biliyoruz ki, kız çocuklarına yapılan yatırım çarpan etkisi gösterir. Onlar da anne olarak daha aydınlık nesiller yetiştirirler. Sadece cinsiyeti yüzünden nüfusunun yarısını eğitimsiz bırakan, hor gören, şiddet görmelerine izin veren toplumlar karanlık toplumlar olarak kalmaya mahkûmdurlar. Küreselleşen dünyamızda bu toplumlar sadece kendileri karanlıkta kalmıyorlar. Aynı zamanda etraflarındaki ışıkları da söndürüyorlar. O yüzden küresel barışa giden en önemli yol eğitimden, eğitimde cinsiyet eşitliğinden geçiyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Yapmamız gereken bu konunun önemini gündemden hiç düşürmemek.”

 

Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı’nda konuşan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Mukim Temsilcisi Kamal Malhotra da, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri içinde kızların gelişimine özel önem verdiklerini söyledi ve “Tüm kızlar ortaokulu bitirse, çocuk ölümleri yarıya düşer.” dedi.

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı görevinin ardından iki buçuk yıldır Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yürüten Fatma Şahin de konferansın katılımcıları arasındaydı. Şahin, ‘İyi örnekler: Çocuk Yaşta Evliliklerin Önlenmesi ve Yerel Girişimler’ başlıklı bir sunum yaptı. Kız çocuklarının güçlenmesi ve geleceğe umutla bakması için eğitimin çok önemli olduğunu ifade eden Fatma Şahin, eğitimin 12 yıl kesintisiz olarak sürdürülmesi ve bu eğitimin üzerine üniversite eğitiminin eklenmesi gerektiğini söyledi. Kız çocuklarının ve kadınların güçlenmesi için en önemli noktalardan birisinin de istihdam olduğuna değinen Şahin, çarpıcı bir soruyla devam etti sözlerine: “Toplumun yarısının aklını kullanmayan bir toplumla ilerleyebilir misiniz?”

 

Fatma Şahin konuşmasında, şiddetle mücadeleye giriştiklerinde karşılarına çocuk gelinler çıktığını, çocuk gelinlerin şiddeti arttıran bir nokta olduğunu, ciddi hukuki düzenlemeler yapılmasına rağmen zihinsel dönüşümün yasayı dönüştürmek kadar kolay olmadığını söyledi.

 

Konferansın bir diğer katılımcısı, 2005 yılında evlenmeyi kabul etmediği erkek tarafından asit saldırısına maruz kalan BM Kadına Karşı Şiddet Aktivisti Monica Singh hayat hikâyesini izleyenlerle paylaştı. Saldırı sonrası yüzü ve vücudunda yanıklar oluşan Singh “Eğitim beni kurtaran şeydi. Hayatımın bir amacı olduğuna inanıyorum. Bu amaç şiddet mağduru olan genç kadınlar için sesimi yükseltmek. Artık bir ‘kurban’ değilim. Enerjimi, amacımı gerçekleştirme yolunda harcıyorum.” şeklinde konuştu.

 

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Konferansı için Türkiye’nin çeşitli illerinden kızlı-erkekli 42 çocuk/genç 8 – 9 Ekim tarihlerinde bir araya gelerek iki gün boyunca haklarını konuştular; kız çocuklarının içinde bulunduğu durumu ve neler yapabileceklerini tartıştılar. Kız çocuklarının güçlenmesinin kızları olduğu kadar erkekleri de ilgilendiren bir konu olduğunun farkındaydılar. Öncelikle çocuk haklarını ve bunlar içinde kız çocuk haklarının neler olduğunu incelediler. Çocukların sosyal hayata ve kararlara katılımına, kız çocuklarının katılımı önünde ne gibi engeller olduğuna baktılar. “Kız Çocuklarının Güçlenmesi ve Sosyal Uyum Çalıştayı” adı altında gerçekleşen bu çalışmaya katılan çocuklar/gençler; sonuçta, karşılarına çıkan ana sorunları şöyle özetlediler:

 

1. Çocuk yaşta yapılan evlilikler

 

2. İstismar ve güvenlik problemleri

 

3. Eğitimsizlik

 

4. Yoksulluk kaynaklı sorunlar

 

5. Şiddet

 

6. Toplumdaki cinsiyet ayrımcılığı

 

Sıralanan sorunlar çocuklar ve gençlerin konuya ne kadar hâkim olduklarını ortaya koyuyor ve biz büyükleri gelecek için umutlandırıyor.

 

BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu ve Aydın Doğan Vakfı Dünya Kız Çocukları Günü’nü tek günlük bir etkinlik olmaktan çıkartıp bir platform haline dönüştürmeyi hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda, bu önemli konudaki kaynak ve faaliyet seferberliğinin önümüzdeki aylarda da aynı hızla devam etmesi sağlanacak. BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu bu amaçla, genç kızların güçlendirilmesi konusunu karar alıcıların ve sivil toplum örgütlerinin gündemine taşıyacak çeşitli girişimler düzenlemeyi ve bu tür girişimlerde yer almayı sürdürecek.

 

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

Ayşegül Domaniç Yelçe

Yorumlar

Yorum